Erinc yazdı:
Alıntı:
BTP deniz dalgalarının değerlendirilmesinden rüzgar enerjisinin devreye konulmasına kadar ciltler dolusu enerji projelerini, enerji kadrolarını daha şimdiden hazırlamıştır.
BTP Türkiye’nin her noktasındaki maden yataklarını, bu madenlerin nasıl değerlendirilerek ülkenin geleceğini imar edeceğini geniş bir şekilde projelendirerek “maden kadrolarını” şimdiden hazılamıştır.
Deniz dalgalarının değerlendirilmesi ve rüzgar enerjisinin devreye sokulması 2 adet alternatif enerji kaynağı ve ne kadar kurarsan kur Türkiyenin enerji açığını kapatacak kadar fazla enerji üretilemez.
Deniz dalgalarının değerlendirilmesi ilk defa duyduğum bir şey. projenin ayrıntılarını görmeden net bir cevap veremem ama kısaca bir ön bakış yaparsak deniz dalgalarının hareketi rüzgarın hareketinden dolayı oluşur. Ve deniz dalgaları üzerlerinde yüksek enerji bulundurmazlar. şayet üzerlerinde yüksek enerji bulundursalardı dalgaların çarpmasıyla insanlar deniz kenarında dalgaların çarpmasıyla ölebilirlerdi (örneğin tsunami). eğer bu kadar küçük bir enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürmek istiyorsan çok verimli bir makine kurman gerekir. Ve günümüzde verimli makineler yüzbinlerce dolarlık Ar-Ge yatırımları sonucu oluşturuluyor.
partinizin böyle bir harcama yapmış olma ihtimali olmadığına göre bu sadece bir fikir. O zaman şöyle bir düzeltme yapalım. Sizin ciltler dolusu enerji projeleriniz yok. Sizin belki ciltler dolusu enerji projesi fikirleriniz var. Ama kesinlikle sizin enerji projeniz yok.
maden kadrolarından kastınız nedir? madenlerin çıkartılmasını ve zenginleştirilmesini devletin yapmasımı? şu anda maden yataklarını özel sektör idare ediyor. Gelişmiş ülkelerde maden sektörü devlette değil özel sektörün kontrolünde olur çünkü madenin amacı üretim sektörünü desteklemektir. Üretim sektörü özel sektörde olur çünkü devletin verimliliğini denetleyemeyeceği kadar fazla parametreler içerir. Örneğin İskenderun Demir-Çelik fabrikası. Özelleştirilmeden önce durmadan üretim yaparak durmadan zarar eden stratejik önemi olan firma özelleştirildikten sonra kısa sürede kar etmeye başladı.
Sonuçta devletin rolü maden yataklarını veya fabrikaların kontrolünü elinde bulundurmak değil, sadece gerekli denetlemeleri yapmaktır. Daha devletimiz doğurdüzgün denetlemek gibi basit bir görevi yerine getiremiyorsa nasıl üretim gibi karmaşık bir sürecin verimliliğini kontrol edebilir ki?
sayın erinç bey:
öncelikle ilgi ve alaknız için teşekkür ederim. ilgisiz ve alaksız kaldığımız konularda başarıya ulaşmak mümkün değildir. sizin gibi duyarlı ve sorgulayan vatandaşların çokluğu gelişmişliğimizin göstergesidir.
enerji konusundaki tespitlerinizi irdelemek ve cevap vermek inanın çok zaman alacak.
ama bir kaç cümle ile özetlemek istiyorum. örneğin rüzgar enerjisi tabiiki yurdun dört bir tarafında kullanılamaz. ama rüzgarın bol olduğu pek çok yer mevcut. bunlardan en önemlisi aliağa petkimdir. petkimin buraya yapılmasının en önemli sebebide bu bölgemizin yoğun rüzgar almasıdır. bu gerçekle diyebiliriz ki, aliağanın elektrik gibi enerji gereksinimi, burada kurulacak türbülanslar ile karşılanabilir. bu bölge ve bunun gibi pek çok bölgemiz elektrik enerjisini barajlardan temin etmeyeceği için muazzam bir tasarruf sağlanacak ve dışa bağımlılıktan kurtaracaktır. düşüne biliyormusunuz, rusyadan gelen doğalgaz bursada ovaakça ilçesindeki termikte elektrik enerjisi üretiminde kullanılıyor. bu enerji ile marmara bölgesi besleniyor. garip değil mi?
bu paragrafımda özelleştirmeden bahsedeyim dilerseniz. madenlerin kullanımı tabiiki devletin elinde ve kontrolünde olmalı. devlet her alanda ağırlığını hissettirmeli ve koymalıdır. on yılda yapılan özelleştirmelerin bize ne faydası var. gelen zamları ve yaşam koşullarının giderek zorlaşması mı? iskenderum demir çelik özelleştirildiğinde kar ediyorda devletin kontrolündeyken nasıl zarar ediyor? sormazlar mı adama.
düşünün bir kere sizin bir işletmeniz olsa ve sürekli zarar etse. siz müdürünüzü yada yetki verdiğiniz kişiyi sıgaya çekmez misiniz. yada yerine iş bilen birini koymaz mısınız. koç gurubu yasa sabancı gurubu gibi pek çok sektörde iş yapan bir kurum kar edecek siz devlet olarak bir işletmeye sahip çıkamayacaksınız.
burada artı parantez özelleştirilme mi? yoksa yabancılara peşkeş mi diye sormadan da edemiyorum.
lafı çok uzatmak gereksiz ama size basit bir projeden bahsedeyimde insan aklının nelere kadir olduğunu ve haydar baş gerçeğini anlamnızı ümit ediyorum.
elinize bir kazma alın ben burada petrol bulacağım diye işe başlayın.
100 metre kazdınız bir şey yok. olsun sorun değil.
150 metre indiniz baktınız bir maden. (herhangi bir maden olabilir.) alın kullanın. neye niyet neye kısmet.
yok yok 150 metredede bir şey çıkmadı. olsun sorun değil. kazmaya devam.
200 metre... doğal gaz buldunuz. ne güzel değil mi?
yok olmadı 200 metredede bir şey çıkmadı diyelim.
300 indiniz. petrolü bulmanız an meselesi. tespitlere göre olmalıydı ama. boşuna 300 metre kazdınız. yazık. hiç bir şey yok.
üzülmeyin... 300 metrede bir şey yoksa yapacağınız küçük bir düzenekle sonsuza kadar sıcak su kaynağı elde edebilirsiniz.
bir boru düşünün içinde bir boru daha bulunan. 300 metre boyunda. ortadaki borudan suyu doldurduğunuzda dışındaki borudan geri basan bir düzenek sadece. 300 metre derinlikte yer sıcaklığının 60 ile 70 derece olduğu bilisel bir gerçektir. üşenmezde 100 metre daha kazarsanız kaynamış su bile alabilirsiniz. değil mi?
btp kadroları her alanda plan ve projeleriyle ve nobele aday gösterilen milli ekonomi teziyle hazırdır. sadece milletinde icazet beklemektedir. atlantik ötesinde alınan icazetle işbaşına gelenler istikrar bozulmasın demekten başka bir şey söyleyememektedir. bu istikrada küresel sermayenin istikrarından başka bir şeyde değildir.
buraya bir dip not ekleyerek yazıma son vereyim. BTP iktidarı 18. ayında eletrik enerjisini "
bedava" tamamen ücretsiz vermeyi taahüt eder.
saygılar...
yasin kahriman