|
Barack Obama zafer konuşmasını yaparken, madalya kürsüsünden kovulan Balıkesir’li Nuriye Memiş geldi aklıma.
Fırsatlar ve özgürlükler ülkesi ABD “hak ve özgürlük” devrimini şimdilik tamamlamış görünüyor. Obama’nın zafer konuşması, gizli iktidarların, yazılı olmayan ama uygulanan yasaların, statükonun tepetaklak olduğunun en somut göstergesi.
Ne diyordu Barack Obama ilk konuşmasında? “Hala ABD’nin bir fırsatlar ve özgürlükler ülkesi olduğu konusunda azıcık şüphesi olan varsa, bu onlara bir cevaptır”.
Dünya sandıktan çıkan değişim mesajıyla buna inandı. Zannımca Obama da öyle.
Her ne kadar seçim kampanyası boyunca kendine güvenen, siyahlığına aldırmayan bir aday profili çizse de, O da sonuçları görene kadar, kayıtsız şartsız bir özgürlükler ülkesinde yaşadığına inanmıyordu. Ya da “azıcık şüphesi” vardı. Yoksa seçimi kazanır kazanmaz çıktığı
Kürsüde, hele hele ilk cümlelerinde neden bu konuyu dile getirsin değil mi?
Evet, ABD sözde en başından beri bir fırsatlar ve özgürlükler ülkesiydi. Ama Beyaz yakalıların izin verdiği kadar. Beyazlar zengin, zenciler fakir, beyazlar patron, zenciler işçi, beyazlar okumuş, zenciler cahil, beyazlar emreden zenciler itaatkar, beyazlar iktidar zenciler avam olduğu dönemde kimin hangi renkten olduğunun bir önemi yoktu. Kimse zencilerin neye inandığına, nerede yaşadığına, hangi kiliseye gittiğine, ne yiyip ne içtiklerine aldırmıyordu. En azından öyle görünüyordu. (Ülkemiz’de olduğu gibi)
Ne zaman ki zenciler para kazanmaya, beyazların yaşadığı mahallelere taşınmaya, bindikleri otobüslerde görünmeye, okullara gitmeye, devlet dairelerinde görev almaya, kısacası insanca yaşayıp, fırsat ve özgürlüklerden paylarına düşeni istemeye başladı. İşte o zaman “Beyaz Yakalılar” efendiliklerini hatırladı. Ellerinde tuttukları otoriteyi paylaşmak işlerine gelmedi. (Ülkemiz’de olduğu gibi)
Zenciler hakaretlere uğradı, ezildi, sürüldü, kovuldu, katledildi. Beyazlarla aynı otobüse binmeleri, aynı yerden alışveriş yapmaları, aynı kaldırımda yürümeleri hatta aynı havayı solumaları bile yasaklandı. Çocuklar, okul önlerinde itilip kakıldı, hadleri bildirildi okullara alınmadı. Aslında o zaman da Amerika, fırsatlar ve özgürlükler ülkesiydi. (Ülkemiz’de olduğu gibi)
Rosa Lee Parks’ın meydan okumasıyla başlayıp, Martin Luther King’in liderliğinde sabır yürüyüşüne dönüşen hak mücadelesinde rüya gerçekleşti. Yani Obama’nın zafer konuşması 100 yılda ancak yazılabildi.
ABD’nin siyah derilileri, kutlama meydanında göz yaşlarıyla beyazlarla kucaklaşırken güzel Türkiye’miz ve beyaz zencileri geldi aklıma. Anayasasında “laik, demokratik bir hukuk devletidir” yazan, lakin laikliği de, demokrasisi de, hukuku da “Beyaz”lara göre işleyen Türkiye. Yazılandan çok, Sabih Kanadoğlu vb yasalarının ve Ergenekon hukukunun işlediği güzel ülkemiz. (ABD’de olduğu gibi)
Yüzde 98’e rağmen kendini bir türlü anlatamayan, yüzde 47’lik tescillenmiş iradesi hiçe sayılan, hakir görülen, itilip kakılan, azarlanıp korkutulan, okul önlerinden kovulan beyaz zencilerin ülkesi Türkiye. (ABD’de olduğu gibi)
Beyaz Yakalılar, Obama’yı kabullendi mi bilinmez ama, Amerika hak ve özgürlük değişimini şimdilik tamamlamış görünüyor. Türkiye’de ise hala kuralları “Beyaz”lar koyuyor. Darısı, darbelerle çiğnenip geçen Türkiye iradesinin, Cumhuriyet Koşusunu kazandığı halde kürsüde hakaret edilip yüz üstü bırakılan Balıkesirli Nuriye Memiş’in, terörist yerine konulan Aktütünlü Mehmet’in, başına.(Tıpkı ABD’de olduğu gibi)
|